Değerli Burdurlular,

Bugün size sadece bir mimar olarak değil, bu şehrin her sokağında izi olan bir kardeşiniz, bir imar hukuku uzmanı olarak sesleniyorum. Şehrimizin en büyük kazanımlarından biri olması gereken Tıp Fakültesi, maalesef daha temelinden itibaren büyük bir stratejik ve hukuki hata zinciriyle inşa ediliyor.

1. Yer Seçimi: Şehrin Kalbi Dururken Neden En Uca?

Bir tıp fakültesi veya bir bölge hastanesi; Bu şehrin orta aksında, her mahalleden ulaşımın kolay olduğu, doğu ile batıyı eşitleyen merkezi bir konumda olmalıdır. Gözünüzde canlanması için görselini paylaşıyorum.


11-6

Ancak biz ne yaptık? Bu devasa yatırımı şehrin en batı ucuna, ulaşımın en zor olduğu noktaya hapsettik. Şehrin doğusundaki bir vatandaşımızın bu hizmete ulaşmak için harcadığı zaman ve yakıt, planlama körlüğünün halka kestiği gizli bir faturadır.

Bunun yanında planlanan bölgedeki inşaata hazır parsel sayısının azlığı, mevcut yapı yoğunluğu ise getirecek yükü kaldıramayacak durumdadır. Devlet hastanesinin yükünü kaldıramayan bölge planlanan tıp fakültesi ile kaosa sürüklenmektedir. Ayrıca bir bölge üzerine bu kadar yüklenilmesine anlam veremiyorum. Yapılaşmaya açılacak yeni imar parselleri var da, bizim mi haberimiz yok ?!

2. Hukuki Gerçek: “Yençok: Serbest” Bir Saatli Bombadır!

Ulaşım hatası yetmezmiş gibi, şimdi de hukuki bir skandalla karşı karşıyayız. Elimdeki imar planı paftasında hala “Yençok: Serbest” ibaresi yer alıyor. Oysa 3194 sayılı İmar Kanunu (2020 revizyonu) bu ifadeyi kesin olarak yasaklamıştır. Buradan hem Belediye’yi hem de Bakanlık’ı uyarıyorum: Mevzuata aykırı bir plan üzerinden yapı ruhsatı düzenlenemez! Kanuna aykırı planla atılan her imza hukuken sakattır, yok hükmündedir.

Ayrıca yüksek katlı binaların kent silüeti üzerine etkisini düşünen çıkmadı daha karşıma. Hastane tarafına yapılan 5 katlı binalardan göl görünmüyor. Katlı yapılar tasarlanırken silüete zarar verecek uygulamalardan kaçınılmalıdır.

22-5

3. Zayıf Zemin ve Kağıt Üstündeki "Serbest" Cesareti

Söz konusu alan ÖA-1.2 (Önlemli Alan) notuna sahip. Yani doğa bağırıyor: "Zemin zayıf, sıvılaşma riski var!" Buna rağmen, hem yerel yönetim hem de merkezi irade, kanunun yasakladığı o "serbest" yüksekliğe sığınarak ucu açık bir betonlaşmaya kapı aralıyor. Devlet hastanesi yapılmadan önceki süreçte, 2017'de Mimarlar Odası olarak uyardığımızda dinlemeyenler, bugün binaların güvenliğini riske atıyor.

Selendi’de Eğik Başlar, Dinmeyen Gözyaşları: MAKÜ Öğrencisi Zehra Kaçar Son Yolculuğuna Uğurlandı
Selendi’de Eğik Başlar, Dinmeyen Gözyaşları: MAKÜ Öğrencisi Zehra Kaçar Son Yolculuğuna Uğurlandı
İçeriği Görüntüle

4. İmar Revizyonu Bir Aklama Aracı Olmamalıdır!

Belediye şu an bir imar revizyonu yürütüyor. Ancak bu çalışma, geçmişin hatalarını örtbas etmek için değil, kanuna aykırı bu "serbest" ibarelerini temizlemek ve şehri teknik doğrularla buluşturmak için yapılmalıdır.

5. Doğaya Kıymayın: Beton Değil, Yaşam Alanı!

Tıp fakültesi için önerilen bu alanda, şehrimizin akciğerleri sayılan çok yıllık, yetişmiş onlarca ağaç bulunuyor. Bir yandan şifa dağıtacak doktorlar yetiştirmeyi hedeflerken, diğer yandan o şifanın kaynağı olan doğayı katletmek hangi vicdana sığar? Önerimiz nettir: Bu alandaki ağaç dokusu mutlak suretle korunmalı, bu bölge halkın nefes alacağı rekreatif bir alan (park, dinlenme alanı) olarak kente kazandırılmalıdır. Tıp fakültesi ise doğayı yok ederek değil, doğru zeminde ve doğru planla şehrin uygun bir bölgesinde yükselmelidir.

33-2

Burdur sahipsiz değildir! Biz bu şehrin hakkını; ulaşımdan hukuka, zeminden ağaca kadar her platformda savunmaya devam edeceğiz. Yanlış yer seçimiyle yorduğunuz bu halkın, bir de hukuksuz ruhsatlarla geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz.

Yaptım oldu zihniyeti ile bu şehirde işler yolunda gitmedi ve gitmeyecektir. Karar verici erk sahipleri lütfen Burdurluları yok saymasın ve ortak aklı işletsin.

Hoşçakalın…

mail: [email protected]