Önümüzdeki günlerde binlerce genç üniversite tercihi yapacak.
Her biri önündeki listeye bakacak ve belki de hayatının en önemli kararlarından birini verecek.
Bu satırları yazarken ben de kendime hiç sormadığım bir soruyu sordum:
“Ben neden tarihçi oldum?”
İlk anda cevap çok kolay geldi.
“Tarihi seviyordum.”
Sonra durdum.
Gerçekten öyle miydi?
Çocukluğum küçük bir yerleşim yerinde geçti.
Evimizde çok fazla kitap yoktu.
Babam, ağabeyimin tarih ders kitaplarını önüme koyar, “Oku.” derdi.
Ben de okurdum.
Belki tarihle bağım o günlerde kuruldu.
Ama yıllar sonra başka bir şeyi daha fark ettim.
Ben aslında çok az meslek tanıyordum.
Çevremde bir doktor vardı…
Bir öğretmen…
Bir imam…
Birkaç memur…
Hepsi bu kadardı.
Mühendisliği bilmiyordum.
Psikoloğu tanımıyordum.
Mimarlığın nasıl bir hayat olduğunu hiç görmemiştim.
Doğrusu, merak edecek fırsatım da olmamıştı.
O günlerde bunun eksikliğini hissetmedim.
Çünkü insan, görmediği bir şeyi özleyemiyor.
Yıllar geçtikten sonra anladım ki biz bazen bütün meslekler arasından seçim yapmıyoruz.
Sadece tanıdığımız meslekler arasından seçim yapıyoruz.
Belki de bu yüzden tercih dönemindeki gençlere tek bir şey söylemek istiyorum.
Tercih yapmadan önce meslekleri tanıyın.
İmkânınız varsa o mesleği yapan biriyle oturun, bir çay için.
Bir gününü anlatmasını isteyin.
Mutlu mu?
Sabah işe giderken ne hissediyor?
Akşam eve dönerken yorgunluğu sadece bedeninde mi, yoksa ruhunda da mı?
Bazen bir saatlik sohbet, sayfalarca tanıtım yazısından daha çok şey öğretir.
Elbette ailenizi dinleyin.
Çünkü onlar sizden daha fazla hayat tecrübesine sahip.
Ama kendinizi de dinleyin.
Çünkü o mesleği yaşayacak olan sizsiniz.
Bugün geriye dönüp baktığımda tarihçi olduğum için mutluyum.
Tarih bana sadece geçmişi öğretmedi.
İnsanları anlamayı…
Sorular sormayı…
Görünenin arkasına bakmayı da öğretti.
Belki başka bir meslek seçseydim de mutlu olurdum.
Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim.
Ama bugün bildiğim bir şey var.
Bir gencin vereceği en doğru karar, sadece puanına göre verdiği karar değildir.
Kendisini biraz daha tanıyarak verdiği karardır.
Belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en büyük destek, onlar adına karar vermek değil; görebilecekleri dünyayı biraz daha büyütmektir.
Çünkü insan, çoğu zaman tanıyabildiği kadarını hayal eder.
Tercih yapacak bütün genç kardeşlerime gönüllerine sinen, yıllar sonra dönüp baktıklarında “İyi ki…” diyebilecekleri bir yol diliyorum.





