Bazen bir şehir, kendi idari sınırlarının dışına çıktığında gerçek potansiyeliyle yüzleşir. Bugün Ankara’da düzenlenen Burdur Günleri, şehrin aynaya baktığı tam da böyle tarihi bir andı.

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ın öncülüğünde hayata geçirilen bu organizasyon, sıradan bir fuar olmanın ötesinde; yerelde saklı kalmış değerleri ulusal vitrine taşıma iradesinin güçlü bir yansımasıydı. Emeği geçen herkese hakkını teslim etmek gerekir. Çünkü Ankara’nın kalbinde kurulan stantlar arasında dolaşırken hissedilen gerçek çok netti: Burdur, sessiz ama derin bir zenginliğe, köklü bir kültürel hafızaya sahip.

TRT Radyo 1’de MAKÜ Gündemi: Rektör Dalgar’dan Önemli Açıklamalar
TRT Radyo 1’de MAKÜ Gündemi: Rektör Dalgar’dan Önemli Açıklamalar
İçeriği Görüntüle

Yöresel lezzetlerin kokusu geçmişten bugüne taşınan mirası görünür kılarken, her stantta ayrı bir hikâye, her görevlinin yüzünde samimi bir gayret vardı. Orada sadece ürünler sergilenmiyordu; bir şehrin ruhu, kimliği ve varoluşu anlatılıyordu.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.

Burdur’un kronikleşmiş “içe kapanıklık” refleksi, ne yazık ki bu kıymetli organizasyonda da kendini hissettirdi. Etkinliğin içeriği dolu, altyapısı güçlü, niyeti son derece samimiydi… Ama katılım, bu emeğin hak ettiği seviyeye ulaşamadı.

Özellikle Ankara’da yaşayan Burdurluların ilgisinin sınırlı kalması, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir durum. Çünkü bir şehrin tanıtımı yalnızca yöneticilerin omuzlarına yüklenemez; o şehirle bağı olan herkesin ortak sorumluluğudur.

Açık konuşmak gerekir: Tanıtım, sadece iyi organize edilmiş bir etkinlikle değil; güçlü bir sahiplenmeyle anlam kazanır.

Öte yandan, Burdur’daki belediye başkanlarının ve mülki idare amirlerinin etkinliğe tam kadro katılım göstermesi önemli bir mesaj veriyor: Kurumsal irade var.

Buradan çıkarılması gereken stratejik sonuç nettir:

Burdur’un sorunu değer eksikliği değildir. Asıl sorun, bu değeri anlatma, pazarlama ve sahiplenme eksikliğidir.

Sonuç olarak;

Ankara’daki bu etkinlik doğru bir adımdır. Umut verici bir başlangıçtır. Ama yeterli değildir.

Çünkü şehirler sadece yönetimle değil, inandığı hedefe birlikte yürüyen insanlarla büyür.

Ve unutulmamalıdır: Bir şehir, ancak kendini anlatabildiği ve sahiplenildiği kadar vardır.