CHP Burdur eski İl Başkanı Süleyman Erman, Burdur’un göç, işsizlik, yatırım eksikliği ve sosyal yaşam alanlarındaki yetersizlikler gibi temel sorunlarının aşılması için siyasi ve kişisel çekişmelerin bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti. Kentte başarı gösteren, yatırım yapan ve proje üreten isimlere destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Erman, Burdur’un geleceğinin ancak ortak akıl, dayanışma ve birliktelikle şekillenebileceğini ifade etti.
Erman şu değerlendirmede bulundu:
“BURDUR’LU OLARAK EN BÜYÜK SORUNUMUZ!
Başaranı alkışlamak yerine sorguluyoruz.
Mücadele edene omuz vermek yerine ayağından çekiyoruz.
Destek olmak yerine köstek oluyoruz.Burdur’un kavgaya değil birliğe, iç çekişmeye değil dayanışmaya, birbirimizle mücadele etmeye değil Burdur için birlikte mücadele etmeye ihtiyacı var.
Yıllardır çevremizdeki illerin büyüdüğünü, yatırım aldığını ve geliştiğini görüyoruz. Biz ise çoğu zaman enerjimizi şehrimizin geleceğine değil, kendi içimizdeki tartışmalara harcıyoruz.
“Sen yaptın, ben yaptım; o kazandı, bu kazandı; o hangi görüşten, bu kimin yanında?”
Artık bunları bir kenara bırakmak zorundayız.
Çünkü mesele Burdur olduğunda sen-ben yok, biz varız.
Bugün bunun sonuçlarını açıkça görüyoruz. Gençlerimiz üniversite eğitimi için şehir dışına gidiyor, mezun olduktan sonra geri dönmüyor. Çünkü kendi memleketlerinde gelecek kurabilecekleri yeterli iş ve kariyer imkânı bulamıyorlar.
Yeni yatırımlar ve istihdam alanları oluşturmakta yetersiz kalıyoruz. Sürekli göç veriyor; yalnızca nüfusumuzu değil, yetişmiş insan gücümüzü, gençliğimizi ve geleceğimizi de kaybediyoruz.
Genç bir üniversitemiz ve binlerce öğrencimiz var. Ancak üniversite şehri olmak yalnızca öğrenci sayısıyla olmaz. Gençlerin sosyalleşebileceği, kültür, sanat ve sporla buluşabileceği yaşam alanlarını da oluşturmak zorundayız.
Aynı sorun şehirde yaşayan vatandaşlarımız için de geçerli.
Hafta sonu ailesiyle vakit geçirmek isteyen bir Burdurluya kaç alternatif sunabiliyoruz?
İnsanlar artık yalnızca iş buldukları değil, yaşamaktan mutlu oldukları şehirlerde yaşamak istiyor.
Şehrimize görev yapmak için gelen bazı kamu görevlilerinin ve bürokratların dahi sosyal yaşam ve benzeri nedenlerle ikamet için komşu illeri, özellikle Isparta’yı tercih edebilmesi üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir göstergedir.
Alışveriş için başka şehre, sosyal yaşam için başka şehre, eğitimden sonra iş bulmak için başka şehre gidiyorsak ortada ciddi bir sorun vardır.
Burdur’un insanını Burdur’da tutabilecek bir şehir vizyonuna ihtiyacımız var.
Bunu başarabilmenin ilk şartı ise birlik ve beraberliktir.
Bu şehirde kim bir taşın üzerine taş koyuyorsa desteklemeliyiz. Kim yatırım yapıyor, istihdam oluşturuyor ve proje üretiyorsa başarısından rahatsız olmak yerine yanında durmalıyız.
Maalesef en büyük sorunlarımızdan biri de burada:
Başaranı alkışlamak yerine sorguluyoruz.
Mücadele edene omuz vermek yerine ayağından çekiyoruz.
Destek olmak yerine köstek oluyoruz.Sonra da soruyoruz:
“Burdur neden gelişmiyor?”
Bir şehir yalnızca yollarla, fabrikalarla ve binalarla büyümez. Ortak akılla, dayanışmayla ve birbirine güvenen insanlarla büyür.
Çevremizdeki iller şehirlerinin menfaatleri söz konusu olduğunda farklılıklarını bir kenara bırakıp birlikte hareket edebiliyorsa, Burdur da bunu başarabilmelidir.
Milletvekilleri, belediyeler, üniversite, iş dünyası, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve bu şehre gönül veren herkes aynı ortak paydada buluşabilmelidir.
Siyasi görüşümüz farklı olabilir. Birbirimizi sevmek zorunda da değiliz.
Ama Burdur’u sevmek ortak paydamız olmak zorunda.
Bir yatırım geldiğinde kimin getirdiğine değil, Burdur’a ne kazandıracağına; bir proje ortaya çıktığında kimin projesi olduğuna değil, şehrin geleceğine ne katacağına bakalım.
Artık dedikoduyla, kıskançlıkla, kişisel hesaplarla ve iç çekişmelerle kaybedecek zamanımız yok.
Burdur küçük hesaplardan daha büyüktür.
Burdur siyasi çekişmelerden daha değerlidir.
Burdur hepimizindir.Köstek olan değil destek olan, ayrıştıran değil birleştiren, “Ben ne kazanırım?” diye soran değil, “Burdur ne kazanır?” diye düşünen bir anlayışa ihtiyacımız var.
Çünkü Burdur’un geleceğini tek başına hiçbir kişi, kurum ya da siyasi parti değiştiremez.
Burdur’u ancak Burdur’un ortak iradesi ayağa kaldırabilir.
Artık birbirimizle değil;
göçle, işsizlikle, yatırım eksikliğiyle, sosyal yetersizliklerle ve Burdur’un geri kalmışlığıyla mücadele etmenin zamanıdır.
Burdur için kavga etmeyi değil, Burdur için birlikte mücadele etmeyi öğrenmeliyiz.”





