Merhaba sevgili okur.

Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım, Burdur’un kronikleşen yaralarını ve gerçekte neye ihtiyacı olduğunu tartıştığımız o yazının ardından hemşehrilerimden, meslektaşlarımdan ve sivil inisiyatiften çok kıymetli geri dönüşler aldım. Gördüm ki yalnız değiliz; kentin sokaklarını adımlayan, havasını soluyan, derdiyle dertlenen sade vatandaş da en az bizim kadar olup bitenin, daha doğrusu bir türlü yapılamayanların farkında. Şehrin dört bir yanından gelen mesajlarda; ulaşımdan imara, yeşil alan kıtlığından altyapı çürümesine kadar kentin geleceğine dair çözülmesi ivedi onlarca sorun bir bir önümüze serildi. Madem bu şehirde yaşayan yurttaşlar ortak akla ve değişime böylesine ihtiyaç duyuyor, o halde bizlere düşen bu sesi büyütmektir. İşte bu niyetle, Burdur’un halı altına süpürülen temel meselelerini, yapılmayanları sorgulayıp yapılması gerekenleri bilim ve hukuk süzgecinden geçirerek sunacağım, geçmişte de değindiğim bazı konuların güncel hallerine yer vereceğim, yeni bir yazı dizisine başlıyorum.

Ve bu dizinin ilk adımını, artık kapımıza dayanmakla kalmayıp evlerimizin içine kadar giren, ertelenemez en hayati krizimizle atmak zorundayız: Su ve can çekişen Burdur Gölü.

Tablo Net: Rakamlar İmdat Çığlığı Atıyor

Sevgili okur; gelin önce önümüzdeki yalın gerçekle yüzleşelim:

1970 yılında su kotu 857 metre seviyesindeyken, bugün tam 21 metre düşerek 836 metreye gerilemiş; yüzey alanının yarıdan fazlasını kaybetmiş bir Burdur Gölü var karşımızda. Her yıl gölden yaklaşık 179 milyon metreküp su buharlaşıp kaybolurken, yağış ve depolamalarla göle ancak 112 milyon metreküp su ulaşıyor. Yani her Allah'ın yılı gölümüzün hanesine yaklaşık 66 milyon metreküplük devasa bir açık yazılıyor.

Nitekim bu vahim tablo karşısında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2025 yılı sonunda kıyıda duyurulan, 8 ana eylem ve 35 alt tedbiri içeren 5,8 milyar liralık "Burdur Gölü Eylem Planı" açıklandı. 5 yıllık bu planla göle yılda 50 milyon metreküp su kazandırılması hedefleniyor. İlk 6 ay geride kaldı; mısır ekim alanlarının daraltılması, tuz çalısı dikimi, modern sulama hibeleri, Karamanlı’da kartlı sayaç uygulamaları, gölün 15 Ocak 2026’da "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ilan edilmesi ve Isparta Atıksu Arıtma Tesisi suyunun göle aktarılması için Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına yapılan başvuru gibi kimi adımlar atıldı. 4 Haziran 2026’da Bilim Kurulu toplandı, 6 ayda bir toplanacağı ilan edildi.

Buraya kadar her şey kulağa bir başarı hikayesi gibi gelebilir. Ama ben diyalektik düşünceye inanan 17 yıllık bir mimar ve imar hukukçusu kimliğimle sormak zorundayım: Milyarlık planların gölgesinde asıl can damarımız olan yasal mevzuatı işletiyor muyuz, yoksa günü mü kurtarıyoruz?

Mevzuat Açık, Sahadaki Vurdumduymazlık Baki!

Devletin elinde sadece yatırım bütçeleri değil, kapı gibi bağlayıcı kanun ve yönetmelikler var: 27 Aralık 2024 tarihli Su Verimliliği Yönetmeliği, İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun, Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik ve musluğumuzdaki sağlığın teminatı olan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik.

Şimdi bu mevzuatların ışığında, Burdur’daki yetki sahiplerine soruyorum:

1. Katılımcılık Nerede, Meslek Odaları Bu Masada mı? Su Verimliliği Yönetmeliği’nin 10. ve 11. maddeleri, Bakanlık ve yerel paydaşların katılımıyla 5 yıllık “Su Verimliliği İl Planı” hazırlanmasını ve İl Su Kurulu tarafından takip edilmesini emreder. Valilikte toplanan Bilim Kurulu bürokratlardan ve akademisyenlerden ibaret kalırken; TMMOB İl Koordinasyon Kurulunun görevlendirdiği uzman, hiçbir toplantıya davet edilmedi. Katılımcılık bu işin neresinde kaldı?

2. Kayıp-Kaçaklarla Mücadele Sadece Karamanlı’nın İşi mi? Su Verimliliği Yönetmeliği; belediyelerin Mavi Belge almasını ve en geç 3 yıl içinde şebekedeki kaçakları düşürerek Yeşil Su Verimliliği Belgesi'ne geçmesini zorunlu kılıyor. Haberlerde Karamanlı akıllı sayaca geçti, Keçiborlu kaçakları düşürdü diye okuyoruz. Peki Burdur Belediyesi ne yapıyor? Asbestli, çürümüş borulardan toprağa sızan kentsel içme suyu kayıp-kaçak oranı nedir? İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliği (Madde 8 ve 10) gereğince uç noktalardaki su kalitesi ve klorlama analizleri halka şeffafça açıklanıyor mu?
Günümüzde büyükşehir belediyelerine bağlı su idareleri (ASKİ, İSKİ, İZSU vb.), şebekeden aldıkları su numunelerinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analiz sonuçlarını aylık periyotlarla veya haftalık/günlük güncellemelerle resmi web siteleri üzerinden kamuoyuyla paylaşmaktadır.

3. Havza Koruma Sınırları İmar Planlarına İşlendi mi? İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik (Madde 5, 6, 9 ve 10); mutlak ve kısa mesafeli koruma kuşaklarında yoğunluk artıran hiçbir imar planı değişikliğine izin vermez, yapılaşmayı ve hafriyat dökümünü kesin sınırlarla yasaklar. Burdur Gölü 15 Ocak 2026’da Nitelikli Doğal Koruma Alanı ilan edildi ama çevresindeki kaçak yapılaşmalar, plansız hafriyat dökümleri ve denetimsiz işletmeler ne durumda? Kolon meselesinde “sıva altını göremiyoruz” diyen mantık, göl kıyısında da “suyun altını göremiyoruz” rahatlığına mı sığınıyor?

4. Yeraltı Kuyuları ve Akiferler Kimin Kontrolünde? 167 sayılı Kanun (Madde 1), yeraltı sularının kamunun mülkiyetinde olduğunu açıkça söyler. Göle yılda 50 milyon metreküp su kazandırmak için milyarlar harcarken; ovada kaçak açılan, sayaçsız çalışan, yer altı akiferlerini vahşice tüketen ve fosseptik sızıntılarıyla veya kontrolsüz çöplüklerin kirlettiği derin kuyulara karşı hangi tavizsiz yaptırım uygulanıyor?

5. Yağmur Suyu ve Gri Su Neden Ruhsat Şartı Olmuyor? Su Verimliliği Yönetmeliği (Madde 4/f) açıkça “Geleneksel olmayan su kaynaklarının (yağmur suyu hasadı, gri su) kullanılması esastır” hükmünü koyuyor. Burdur Belediyesi İmar İşleri Müdürlüğü; yeni yapılan toplu konutlarda, sanayi yapılarında ve kamu binalarında sarnıç ve gri su tesisatını tavizsiz bir ruhsat ve iskan şartı olarak neden yönetmeliklerine bağlamıyor?

Yöneticilere ve Şehre Çağrı

Bakınız sevgili okur. Şeffaf denetimin ve tabandan gelen sivil inisiyatifin olmadığı yerde yapılan hiçbir yatırım amacına ulaşamaz. Deprem bölgesinde çalışmış, afet görmüş bir mimar olarak söylüyorum; nasıl ki kolon denetiminde göz yummak cinayete davetiye çıkarmaksa, kuraklığın boğazını sıktığı Burdur’da su mevzuatını rafa kaldırıp yalnızca gösterişli bütçelerle avunmak da bu kentin geleceğini bile isteye kurutmaktır.

Buradan Burdur’daki yetki ve erk sahiplerine çağrıda bulunuyorum:

Burdur-Fethiye Yolunda Kaza! Kontrolden Çıkan Otomobil Depoya Girdi: 3 Yaralı
Burdur-Fethiye Yolunda Kaza! Kontrolden Çıkan Otomobil Depoya Girdi: 3 Yaralı
İçeriği Görüntüle

· 5,8 milyarlık eylem planı kâğıt üstünde bir bürokrasi şovuna dönüşmemeli; meslek odalarının, sivil toplumun ve halkın doğrudan denetimine açılmalıdır.

· 6 ayda bir toplanan Bilim Kurulu’na meslek odaları temsilcileri dahil edilmeli, toplantı tutanakları ve alınan kararlar sansürsüz yayımlanmalıdır.

· Kentsel su kayıp-kaçak oranları ve içme suyu analiz raporları her ay belediye internetten ilan edilmelidir.

· İmar revizyonlarında; parsel bazında yağmur suyu depolama sistemleri, gri su tesisatı ve kurakçıl kentsel peyzaj tavizsiz bir zorunluluk haline getirilmelidir.

· Senir Suyu isale hattında bölge halkıyla yaşanan ihtilaflar şeffaf ve uzlaşmacı bir dille çözülmeli; projenin takvimi kamuoyuna açıkça izah edilmelidir. Sahi proje ne durumda?

Son Söz

Yılda 66 milyon metreküp açık veren bir gölün kıyısında, 50 milyon metreküp su kazanma hedefini alkışlarız; ama geri planda tek bir damla suyumuzun heba olmasına gönlümüz razı gelmez.

Günün sonunda küresel ısınma ile susuz kalacaksak bile, suyumuzu korumak için mücadele etmeli, şehri kuraklığa hazırlamalıyız. Geç olmadan!!!

Bilimle, umutla ve dirençle kalın...

Mimar Nuri Selim KUTLU

Mail: [email protected]