Sonbahar akşamları insanı biraz geçmişiyle hesaplaşmaya çağırıyor. Gün erken kapanıyor, ev sessizleşiyor. İnsan ister istemez hayatının dönemeçlerini düşünüyor. Çoğumuz o anlarda seçtiklerimizi hatırlarız. Oysa bir de seçerken vazgeçtiklerimiz vardır.

Hayatımız boyunca sayısız karar veririz. Ne yiyeceğimize, nereye gideceğimize, kiminle görüşeceğimize… Bazen de bütün ömrümüzün yönünü değiştirecek seçimlerle karşılaşırız.

Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçek var:

Her seçim, aynı zamanda bir vazgeçiştir.

Bir akşam düşünün. Çok sevdiğiniz bir dostunuz sizi sohbete çağırıyor. Masanızda ise yarım kalmış bir kitap, bitirmeniz gereken bir iş bekliyor. Dostunuza giderseniz işinizden, evde kalırsanız o akşamın sıcaklığından vazgeçersiniz.

Ekonomistler buna “fırsat maliyeti” diyor. Bir tercihin bedeli, onun uğruna vazgeçtiğimiz en değerli seçenektir.

Hayatın büyük kararları da böyledir.

Doğduğu kasabada kalmayı seçen biri, büyük şehrin imkânlarından vazgeçer. Şehre gidense annesinin kurduğu sabah sofrasından, çocukluğunun tanıdık sokaklarından uzaklaşır. Bir meslek seçerken başka meslekleri, bir şehirde yaşarken başka şehirlerde kurulabilecek hayatları geride bırakırız.

Üstelik bazı seçimlerin bedelini yalnızca kendimiz ödemeyiz.

Yıllardır hayatını paylaştığı bir insanın yanında kalmakla yeni bir hayat kurmak arasında bocalayan birini düşünün. Bir yanda geçmişi, alışkanlıkları, birlikte kurulmuş bir yuva; diğer yanda yeni duygular ve bilinmeyen bir gelecek.

Hangisini seçerse seçsin, birinden vazgeçecektir. Üstelik geride bıraktığı insanın hüznü de bu kararın bir parçası olacaktır.

Burdur’da 2027 Yılı İçin Büyük Yatırım Hazırlığı! Milletvekili Adem Korkmaz El Yazısıyla Tek Tek Açıkladı
Burdur’da 2027 Yılı İçin Büyük Yatırım Hazırlığı! Milletvekili Adem Korkmaz El Yazısıyla Tek Tek Açıkladı
İçeriği Görüntüle

Çünkü bazı seçimler yalnızca kalbin değil, vicdanın da meselesidir.

Peki ya susmak?

Bazen birini kırmamak için söyleyeceklerimizi içimize atarız. Karşımızdaki üzülmesin, aramızdaki bağ kopmasın isteriz. Dışarıdan bakıldığında hiçbir karar vermemiş gibi görünürüz.

Oysa susmak da bir seçimdir.

Konuşmaktan, kendimizi anlatmaktan, belki de anlaşılma ihtimalinden vazgeçmişizdir. İnsan bazen konuştuğu için birini kaybeder, bazen sustuğu için kendinden bir parçayı.

Bir de cesaret edemediğimiz seçimler vardır.

Gençliğinde çok istediği bir mesleği düşünün. Çevresindekiler, “Geleceği yok, garanti bir iş seç.” demiştir. O da güvenli olanı tercih etmiştir. Yıllar sonra hayalini kurduğu mesleği yapan birini görünce içinden bir soru geçer:

“Acaba ben de yapabilir miydim?”

Belki başaracaktı, belki de hayal kırıklığı yaşayacaktı. Ama artık bunu öğrenemeyecektir.

İnsan bazen yaptığı yanlışlardan çok, yapmaya cesaret edemediklerini düşünür. Çünkü yanlış seçimlerin bir hikâyesi vardır; yaşayamadığımız ihtimallerin ise yalnızca hayali.

Elbette her vazgeçiş bir kayıp değildir. Bazen bir alışkanlıktan, bir makamdan, hatta bir insandan vazgeçmek bizi eksiltmez; özgürleştirir. Bazen de sorumluluklarımız, arzularımızdan daha ağır basar.

Asıl mesele, neyi seçtiğimiz kadar neden vazgeçtiğimizi de bilmektir.

Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda doğru kararlar vermiş olabiliriz. Güzel bir hayatımız, sevdiklerimiz, başarılarımız vardır. Ama bütün bunlar, geride bıraktığımız ihtimallerin değersiz olduğu anlamına gelmez.

Çünkü hayat bize bütün yolları yürüme fırsatı vermez.

Belki de olgunluk, seçtiklerimizle övünmekten çok, vazgeçtiklerimizin de bir değeri olduğunu kabul edebilmektir.

Ve insanın içinde bazen en uzun yaşayan, seçtiği hayat değil, yaşayamadığı ihtimaldir.

Peki siz, en son hangi seçimi yaparken neden vazgeçtiniz?