Hayata Hazırlanmak mı, Hazır Olmak mı?
Geçenlerde düşündüm…
İnsan hayatı boyunca ne çok hazırlanıyor.
Çocukken okula hazırlanıyoruz.
Okul bitince işe.
İş derken evliliğe.
Çocuklara.
Emekliliğe…
Hep bir sonraki döneme hazırlanıyoruz.
Sanki hayat biraz sonra başlayacakmış gibi.
Şu iş bitsin…
Şu borç kapansın…
Şu şartlar düzelsin…
Şu mesele hallolsun…
O zaman rahat edeceğim diyoruz.
O zaman yaşayacağım.
Ama yıllar geçtikçe insan başka bir şey fark ediyor.
Hayat beklediğimiz gün başlamıyor.
Hazır olduğumuzu düşündüğümüz gün de gelmiyor.
Çünkü hayatın kendisi plan yaptığımız masalarda değil, yaşadığımız günlerin içinde akıp gidiyor.
Dönüp geçmişe baktığımda bunu daha net görüyorum.
Hayatımda önemli olan birçok şeye tam hazır değildim.
Bir işe başlarken de öyleydi.
Bazı kararları verirken de.
Karşıma çıkan bazı insanlarla tanışırken de.
Çünkü bazı şeyler önceden öğrenilmiyor.
Yaşanırken öğreniliyor.
Anne baba olanlara bakın.
İlk çocuklarını kucaklarına aldıklarında yüzlerinde hem mutluluk hem de şaşkınlık vardır.
Aylarca hazırlık yapmışlardır.
Ama o anın ne olduğunu yine de tam bilemezler.
Çünkü hayatın bazı tarafları ancak yaşanınca anlaşılır.
Belki de bu yüzden insan hiçbir zaman hayata tamamen hazır olamıyor.
Bir yakınının kaybına…
Hastalığa…
Yaşlanmaya…
Ayrılığa…
Hatta bazen mutluluğa bile…
Çünkü hayat kitaplardan daha geniştir.
Planlardan daha büyüktür.
Ve çoğu zaman bizim hesaplarımızdan bağımsız hareket eder.
Bugün çok önemli gördüğümüz bir şey yıllar sonra önemsizleşebilir.
Büyük korkularımız küçülebilir.
Küçük gördüğümüz meseleler büyüyebilir.
Hayat sürekli değişirken insanın “Tamam, artık her şeye hazırım” demesi pek mümkün görünmüyor.
Belki de mesele hazır olmak değildir.
Mesele, hazır olmadığımız şeylerle karşılaştığımızda ne yapacağımızdır.
Yıkılıp kalacak mıyız?
Yoksa yeniden ayağa kalkacak mıyız?
Asıl soru galiba budur.
Elbette insan kendini geliştirmeli.
Okumalı.
Düşünmeli.
Öğrenmeli.
Tecrübe kazanmalı.
Ama bütün bunların sonunda ulaşılacak kusursuz bir nokta yok.
İnsan ömrü boyunca biraz eksik kalıyor.
Biraz meraklı kalıyor.
Biraz da öğrenmeye devam ediyor.
Belki de hayatın güzelliği burada saklı.
Her şeyi önceden bilseydik heyecan kalmazdı.
Her şeyi planlayabilseydik sürpriz kalmazdı.
Her şeye hazır olsaydık gelişemezdik.
Galiba insanın görevi her şeye hazır olmak değil.
Hayat kapıyı çaldığında korksa bile açabilmek.
Ve yoluna devam edebilmek.




