Bir şehri anlamak istiyorsanız, o şehirde kimlerin konuştuğuna değil, kimlerin ürettiğine bakın. Çünkü gerçek hikâye kürsülerde değil; tarlada, atölyede, ahırda, fabrikada ve alın terinin düştüğü her yerde yazılır.
Burdur da tam olarak böyle bir hikâyenin içinden geçiyor.
Bu topraklarda yıllardır sessiz ama derin bir emek var. Sabah erkenden dükkânını açan esnaf, tarlasına umut eken çiftçi, ahırında hayvanına bakan üretici, fabrikasında çarkları döndüren sanayici, küçük sermayesiyle büyük hayaller kuran girişimci… Her biri bu şehrin görünmeyen omurgasını oluşturuyor.
Çoğu zaman isimleri bilinmez. Çoğu zaman yaptıkları konuşulmaz. Ama şehir ayakta kalıyorsa, pazar yerleri canlıysa, fabrikaların bacası tütüyorsa, gençler hâlâ bu şehirde gelecek arıyorsa, bunun sebebi onlardır.
Burdur’un ekonomik hafızasına baktığımızda bazı yapılar öne çıkar. Şeker Fabrikası bunların başında gelir. Sadece bir üretim tesisi değil; bir dönemin güven kaynağıdır. Çiftçiye alım garantisiyle moral veren, tarımı ayakta tutan bir merkezdir.
Et ve Balık Kurumu ile SEK gibi yapılar ise hayvancılık ve süt üretimi kültürünün gelişmesinde kritik roller üstlenmiştir. Bu kurumlar üreticinin emeğini değerle buluşturan, kırsalda güven oluşturan yapılardır.
Bugün Burdur hayvancılığı güçlü bir noktadaysa, bu bir tesadüf değildir. Bu başarının arkasında yılların birikimi, aile işletmeleri, kooperatifler ve üretim kültürü vardır.
Ancak artık mesele sadece üretmek değildir.
Asıl mesele, üretileni daha değerli hale getirmektir.
Mermeri çıkarmak yetmez, işlemek gerekir. Sütü üretmek yetmez, markalaştırmak gerekir. Tarım yapmak yetmez, planlamak ve pazarlamak gerekir.
Burdur’un önündeki temel mesele de budur: Kaynağı olan bir şehirden, katma değer üreten bir şehre dönüşmek.
Sevindirici olan ise bu dönüşümün başlamış olmasıdır. Tarım makineleri üreten firmalar, mermeri işleyip ihraç eden sanayiciler, süt ürünlerinde marka oluşturan girişimler bu yeni hikâyenin işaretidir.
Organize sanayi bölgelerinde büyüyen işletmeler, Bucak’ta gelişen mermer sektörü ve tarımda teknoloji kullanan genç üreticiler, Burdur’un geleceğe hazırlandığını göstermektedir.
Bu dönüşümün merkezinde ise girişimciler vardır.
Girişimciler sadece kendi işini büyüten insanlar değildir. Onlar istihdam oluşturan, risk alan, yeni pazarlar bulan ve şehrin ekonomisini canlı tutan aktörlerdir.
Bir dükkân açan esnaf da, üretim hattı kuran sanayici de, serasında teknoloji kullanan genç çiftçi de aynı hikâyenin parçasıdır.
Bu nedenle yapılması gereken açıktır:
Girişimciyi desteklemek.
Bürokrasiyi azaltmak.
Gençleri üretime yönlendirmek.
Yerel markaları büyütmek.
Çünkü güçlü şehirler, güçlü girişimcilerle kurulur.
Burdur’un elinde kaynak var, emek var, potansiyel var. Eksik olan şey, bu kaynakları katma değere dönüştürecek güçlü bir vizyon ve kararlı bir uygulamadır.
Sözün özü:
Bir şehrin kaderini değiştiren şey çok konuşmak değil, üreten insan sayısını artırmaktır.
Burdur’un sorunu kaynak eksikliği değil, katma değer üretimidir.




