Geçenlerde eski bir dostla sohbet ediyorduk.

Konu dönüp dolaşıp yıllar önce kurduğumuz hayallere geldi.

Bir zamanlar yapılacak ne çok iş vardı…

Yazılacak kitaplar, gidilecek şehirler, öğrenilecek bilgiler, gerçekleştirilecek projeler…

MHP Burdur'da Kongre Süreci Başlıyor. İlçe Teşkilatlarının Takvimi Açıklandı
MHP Burdur'da Kongre Süreci Başlıyor. İlçe Teşkilatlarının Takvimi Açıklandı
İçeriği Görüntüle

Sohbet ilerledikçe dikkatimi bir şey çekti.

Bazı hayaller gerçekleşmişti.

Bazıları ise yıllardır aynı yerde duruyordu.

O anda içimden şu geçti:

Hayaller yaşlanmıyor ama insanlar yaşlanıyor.

Galiba hayatın en sessiz gerçeklerinden biri bu.

İnsan gençken zamanın kendisi için yavaş aktığını sanıyor. Yapmak istediklerini yarına bırakıyor. Yarın olmazsa öbür güne…

Nasıl olsa vakit var diye düşünüyor.

Ama yıllar insanın düşündüğünden daha hızlı geçiyor.

Bir bakıyorsunuz çocuk dediğiniz insanlar büyümüş, genç dediğiniz insanlar emekli olmuş, dün konuştuğunuz meselelerin üzerinden yıllar geçmiş.

Aslında birçok insanın önünü kesen şey bilgisizlik değil.

Yeteneksizlik de değil.

Çoğu zaman insan kendi kendini bekletiyor.

Üstelik bunu kötü niyetle de yapmıyor.

Sadece biraz daha uygun zamanı bekliyor.

Biraz daha rahatlamayı…

Biraz daha hazır olmayı…

Biraz daha şartların düzelmesini…

Sonra günler geçiyor.

Aylar geçiyor.

Yıllar geçiyor.

Yapılacak iş ise zihnin bir köşesinde beklemeye devam ediyor.

Çevremde bunun çok örneğini gördüm.

Kitap yazmak isteyenler…

Yeni bir işe başlamak isteyenler…

Bir konuda kendisini geliştirmek isteyenler…

İstekleri vardı ama başlangıçları yoktu.

Oysa hayat bazen çok küçük adımlarla değişiyor.

Bir telefonla…

Bir başvuruyla…

Bir sayfalık notla…

Bir saatlik çalışmayla…

İnsan yola çıktıktan sonra birçok şeyi zaten yol üzerinde öğreniyor.

Galiba bizi en çok zorlayan şeylerden biri de hata yapma korkusu.

Yanlış yapmaktan çekiniyoruz.

Eksik görünmekten çekiniyoruz.

Oysa dönüp baktığımızda hatalarımızın çoğunu unutuyoruz.

Fakat yapmaya cesaret edemediklerimiz hafızada daha uzun kalıyor.

İnsanın aklına yıllar sonra bile aynı soru gelebiliyor:

“Acaba deneseydim ne olurdu?”

Belki de insanı en çok yoran şey başarısızlık değil, ihtimallerdir.

Yaş ilerledikçe bunu daha iyi anlıyor insan.

Bu yüzden bazen uzun hesapları bir kenara bırakmak gerekiyor.

Çünkü hayatın bize verdiği tek kesin zaman, içinde bulunduğumuz andır.

Yarın gelir mi?

İnşallah gelir.

Ama garanti değildir.

Onun için insan bazen kendine şu soruyu sormalı:

Bugün başlamadığım şey için yarın pişman olur muyum?

Eğer cevabı evetse, belki de artık beklememek gerekir.

Çünkü bazı yollar gerçekten yürüyene açılıyor.

Bekleyene değil.