Üzgünüm sevgili okur,
Maraş ve Urfa’da yaşanan olaylar sonucunda hepimizin nutku tutuldu. İçimdeki yıkımı, daralmayı, göğsüme oturan tonlarca yükü kaldıramıyorum, anlatmak için kelimeler yetersiz kalıyor...
Geçtiğimiz dönemlerde toplumdaki yozlaşmayı birçok yazımda anlatmaya çalıştım. Yozlaşmanın sonucu sapkınlık ve kötülük olarak karşımıza çıkıyor. İrdelemek istediğim konu, çocuklarımızı bile koruyamadığımız, “bir kereden birşey olmaz”, “küçüğün rızası vardı” diyenlere sessiz kaldığımız bu noktaya nasıl geldiğimizdir.
Öncelikle politikacıların konuştukları, gazetelerin yazdıkları hep saldırgan çocukların sapkın taraflarıdır. Ama bu saldırgan çocuklar anaların karnından bu şekilde çıkmadı. Sorumluluğu üzerinden atmak, koltuklarını korumak isteyenler, konuyu manipüle ederken gözlerini bile kırpmıyorlar. İşin özüne inip, veremedikleri özeleştiriyi sunmak istiyorum.
Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimizi nasıl yetiştireceğiz? Hem okulda, hem okul dışında çocuklarımız neye maruz kalacaklar, bunları konuşmak gerekiyor. Ülkemizin geleceğine ambargo koyan öğretim felaketine duyarsız kalabilir miyiz? 2025 üniversite sınavına 2.560.640 aday sınava girdi. % 8’i sınava bile girmedi. 40.818 kişi ise sıfır çekti. Yani 0,5 ham puan (yarım net) bile alamadı. Üniversite sınavında bir soruyu cevaplayamayan öğrenci neyin öğrencisidir? Bunları yetiştiren okul nasıl bir okuldur? Her konuda performansı giderek düşen ülkemizde eğitimin içler acısı durumundan ne kadar haberdarız? Güzel ülkemize acımayı unutmuş insanlar, nasıl insanlardır? Ve asıl soru; bu toplum geleceğine karşı nasıl bu kadar duyarsızlaştı?!
2025 üniversite sınavında AYT/sayısal puan hesabında %47,6, AYT/eşit ağırlık puan hesabında % 59,7, AYT/sözel puan hesabında %56,1 oranında öğrenciler barajı geçmiş. Delirmemek elde değil. Eğitim sistemindeki öğrencilerin neredeyse yarısı vasat öğrenci yetiştirmiş. Yuvarlak hesapla her yıl 1.2 milyon öğrenciyi boşuna okutuyoruz. 10 yıl sonra işe yaramayan 12 milyon insan olacak.
Ülkenin bürokratları üniversitelere bu derecelerle mi girdiler? 20-30 yıl önce böyle olmadığını biliyorum. Başarı düzeyi, eğitim-öğretim sisteminin tepetaklak olduğunun göstergesidir.
Gelişmiş toplumlar bilgiden beslenirler. Bu noktada nerede olduğumuzu rakamlar gösteriyor. Peki politikacılardan bu yönde bir söylem duyuyor musunuz? (Yazıyı yazarken bir taraftan iç sesimle konuşurum. Size de okurken bunu yapmanızı tavsiye ediyorum. Sorduğum sorular hepimiz için.) Peki bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkında değil misiniz?
Türkiye’nin sorunu adalet, demokrasi, anayasa ihlalleri olmaktan çıkıp cehalet, sefalet ve açlığa evrildi. Kentleşme, ulaşım, sağlık, özgürlük gibi sorunlar artık ikinci sırada. An itibari ile cehalet, sapkınlık ve açlık “asil” milletimizin yüzleşmesi gereken gerçekleri.
Muhalif politikacılar bu işe dur diyemediler şimdiye kadar. Giderek batıyoruz ya, boğulmadan tekrar su üstüne çıkmak lazım. Toplumu politika şamatasından çıkarıp, ülkenin sorunları ile yüzleştirmeleri gerekiyor.
Siyaset içinde uzmanlığa haiz önderler görmek istiyorum. Örneğin Nobel Fizik Ödül’ü alan Steven Chu, ABD eski enerji bakanıydı. Ashni Singh finansal ekonomi ve muhasebe alanında doktora yapmış bir maliye bakanıdır. Bunun gibi örnekler dünya üzerinde çok var. Bizdeki örneği ise eski sağlık bakanı doktor Fahrettin Koca. Doğrusu o da “en büyük silahımız hastalığa yakalanmamaktır” sözü ile pandemi sürecinden hafızalarda kaldı.
Bu noktada örnek vermek isterim. Biz ülke gündeminde nelerle uğraşıyoruz, elin oğlu neler yapıyor.
Sarı renkli kütle 2.000 ton ağırlığında. Fazla üretilen güneş enerjisi ile bunlar yukarı kaldırılıyor. İhtiyaç halinde aşağı bırakılarak potansiyel enerjiyi, elektrik enerjisine çeviriyorlar. Hey gidi hey...
Bir kasabaya üniversite açmak mı, yoksa bir enerji enstitüsü veya robotik çalışmalar yapacak bir tesis mi kurmak gerek şu anda. Bacasız fabrikaymış. Ucuz, çirkin siyasetçi söylemleri halen toplumda karşılık buluyorsa, herkes aynanın karşısına geçsin ve özeleştirisini versin.
Eğitimde, sağlıkta, tarımda, sanayide, ekonomide bir çıkmaz içindeyiz. Bütün sorunların kaynağı ise bilgisizlik ve cehalet. Partiler üstü bir hastalığa tutulduk ve geleceği düşünen, planlayan, istişare eden bir yapıya ihtiyacımız var.
Eğitim ile ilglii kısmı irdelemeye çalıştım. Toplumu duvarının altından çekilen tuğlaları başka yazılarda da irdelemiştim. Linklerini aşağıda paylaşıyorum.
Hoşçakalın...
https://www.bomba15.com/selim-kutlu-yazdi-turk-kimligi-tehlikede-mi
https://www.bomba15.com/selim-kutlu-yazdi-kendi-gemisini-kurtaran-kaptan-degil-toplumun-katilidir