Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde, Burdur ve Göller Yöresi’nde iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik bilimsel çalışmalar devam ediyor.
Bu kapsamda TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı kapsamında yürütülen “Göller Yöresinin Yakarışı 4” projesi, 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında Burdur ve Isparta’da gerçekleştirildi.
İklim krizi, kuraklık, göllerde yaşanan su kaybı ve yanlış su kullanımına dikkat çekmeyi amaçlayan projeye farklı illerden ve branşlardan 24 öğretmen katıldı.
EĞİTİMCİLER GÖLLER YÖRESİ İÇİN BULUŞTU
İlk kez 2022 yılında hayata geçirilen “Göller Yöresinin Yakarışı” proje serisinin dördüncüsünde öğretmenlere teorik eğitimlerin yanı sıra uygulamalı çalışmalar ve saha eğitimleri verildi.
Isparta Şehit Polis Mehmet Karacatilki Bilim ve Sanat Merkezi yürütücülüğünde gerçekleştirilen projenin yürütücülüğünü Dr. Zuhal Küçükyaman üstlendi.
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Koca ile Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tozkoparan ise projede uzman olarak görev aldı.
Projede 1 yürütücü, 2 uzman, 30 eğitmen, 4 rehber ve 1 sağlık personeli görev yaparken, katılımcı öğretmenler toplam 31 teorik ve uygulamalı etkinliğe katıldı.
KURAKLIK VE GÖLLERDEKİ SU KAYBI ELE ALINDI
Proje kapsamında Göller Yöresi’nde son yıllarda giderek daha fazla hissedilen kuraklık, göllerdeki su seviyesinin düşmesi, su kaynaklarının azalması, biyolojik çeşitlilikte yaşanan değişimler ve insan faaliyetlerinin doğal çevre üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında değerlendirildi.
Öğretmenler, kuraklığın yalnızca göller üzerindeki etkilerini değil; tarım, ekonomi, turizm ve su canlıları üzerindeki sonuçlarını da uzmanlardan dinleme fırsatı buldu.
Sürdürülebilir su yönetimi, doğal alanların korunması ve suyun doğru kullanılması da eğitimlerin temel başlıkları arasında yer aldı.
BURDUR GÖLÜ VE SALDA GÖLÜ SAHADA İNCELENDİ
Eğitim ve saha çalışmaları Burdur ve Isparta’nın farklı doğal ve bilimsel noktalarında gerçekleştirildi.
Katılımcılar; Burdur Gölü, Salda Gölü, Eğirdir Gölü, Kovada Gölü Milli Parkı, Gölcük Gölü Tabiat Parkı, İnsuyu Mağarası, Sagalassos Antik Kenti, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü, MAKÜ Yeşilova Meslek Yüksekokulu ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Biyogaz ve Kompost Araştırma Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen çalışmalara katıldı.
Böylece Göller Yöresi’nin karşı karşıya olduğu çevresel sorunların yalnızca teorik bilgilerle değil, doğrudan saha gözlemleriyle değerlendirilmesi sağlandı.
BURDUR GÖLÜ’NÜN MEVCUT DURUMU ANLATILDI
Proje kapsamında alanında uzman akademisyenler tarafından farklı konularda eğitimler verildi.
Dr. Onur Yayla, Burdur Gölü’nün mevcut durumu, yaşanan ekolojik sorunlar ve göldeki su kaybı süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. İskender Gülle, Burdur Gölü’nün biyolojik yapısı ve sucul canlı çeşitliliğine ilişkin bilgiler paylaşırken, Prof. Dr. Deniz İnnal sucul ekosistemlerde istilacı türlerin oluşturduğu risklere dikkat çekti.
Prof. Dr. Erol Kapluhan ise tarımsal faaliyetlerle su kullanımı arasındaki ilişkiyi ele alarak sürdürülebilir su yönetiminin önemini anlattı.
SALDA GÖLÜ’NDE TURİZM VE KORUMA DENGESİ ELE ALINDI
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tozkoparan tarafından Salda Gölü’nün turizm faaliyetleri, koruma statüsü ve sürdürülebilir kullanım dengesi üzerine değerlendirmeler yapıldı.
Prof. Dr. Yıldırım Atayeter, Eğirdir Gölü ile Gölcük Gölü Tabiat Parkı’nın doğal ve jeomorfolojik özelliklerini anlatırken, İnsuyu Mağarası’nın doğal oluşum süreci hakkında da katılımcılara bilgi verdi.
Doç. Dr. Salih Soslu ise Sagalassos Antik Kenti’nde suyun tarihsel kullanımı, antik dönem su sistemleri ve kültürel miras açısından taşıdığı önemi ele aldı.
SULAK ALANLARDA KUŞ GÖZLEMİ YAPILDI
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma, Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi de projeye bilimsel destek verdi.
Burdur Gölü ve Kovada Gölü’nde gerçekleştirilen saha çalışmalarında sulak alanların biyolojik çeşitlilik açısından önemi ve çevresel değişimlerin kuş popülasyonları üzerindeki etkileri incelendi.
Katılımcılar dürbün ve teleskoplarla kuş gözlemleri gerçekleştirirken, kuraklık, habitat kaybı ve biyolojik çeşitlilik arasındaki ilişki sahada değerlendirildi.
Burdur Gölü’ndeki çalışmalarda özellikle göldeki su seviyesinde meydana gelen değişimlerin sulak alan habitatları ve yaban hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.
HEDEF ÖĞRETMENLERİN “ÇEVRE ELÇİSİ” OLMASI
Projenin en önemli hedeflerinden birini, öğretmenlerin edindikleri bilgi ve deneyimleri görev yaptıkları okullarda öğrencilerine aktarması oluşturuyor.
Bu kapsamda öğrencilerin küçük yaşlardan itibaren su tasarrufu, iklim değişikliği, kuraklık, çevre kirliliği, biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynakların korunması konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.
Projeye katılan öğretmenlerin kendi okullarında birer “çevre elçisi” olarak görev üstlenmesi ve Göller Yöresi’ndeki çevresel sorunlara ilişkin farkındalığın daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.
GÖLLER YÖRESİ’NİN GELECEĞİNE BİLİMSEL BAKIŞ
“Göller Yöresinin Yakarışı 4” projesiyle Burdur ve çevresindeki göllerin yalnızca doğal alanlar olmadığı; tarım, turizm, ekonomi, kültürel miras ve yerel yaşam açısından da büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Üniversiteler, eğitim kurumları ve bilim insanlarının iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmalarla, Göller Yöresi’nin karşı karşıya bulunduğu kuraklık, su kaybı ve ekosistem sorunlarının bilimsel bir perspektifle ele alınmasına katkı sağlandı.
Projenin, öğretmenler aracılığıyla öğrencilere ulaşarak su kaynaklarının korunmasına yönelik toplumsal farkındalığın güçlendirilmesine katkı sunması hedefleniyor.