BURDUR HABERLERİ

Selim Kutlu yazdı; Küçük Bir Şeyin Büyük Hikâyesi

Selim Kutlu yazdı; Küçük Bir Şeyin Büyük Hikâyesi

Güne uydurduğum bir bilmeceyle başlatayım sizleri:

Ağzı var konuşmaz,
Keser ama kanatmaz,
Herkes kullanır ama
Canı hiç acımaz.

Bu nedir?

Bulamadıysanız söyleyeyim: Diş.

Diş dediğin küçüktür ama insanın düzenini alt üst edecek kadar da büyüktür. Bugün size bir diş hikâyesi anlatacağım.

2024 yılının Ekim ayında dişime kanal tedavisi uygulanmaya başlandı. Herkes gibi ben de hekime güvenip kendimi teslim ettim. Tedavi sırasında, kanal temizliği yapılırken kullanılan eğe dişin içinde kırıldı. Doktorun hafif bir panik ve yıkılmışlık hâli vardı. “Eğe kırıldı” dedi.

Ben sonuç odaklıyımdır.
“Ne yapıyoruz o zaman?” dedim.

“Çıkarmayı deneyeceğim” dedi.
Tahmin etmişsinizdir… Çıkaramadı :(

“Sonra?” dedim.
“Çekeceğiz.”
“Sonra?”
“İmplant yaparız.”

İmplant çakacakmış
Tırsmadım değil.

O an ne yapabilirim diye düşünürken, MAKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nden görüş almak istediğimi söyledim. Bu arada “denize düşen yılana sarılır” da diyebilirsiniz ama şunu da ekleyeyim: Kamu kurumlarıyla aramda evvelden mesafe vardır. Sağlıkta da bugüne kadar hep özel sektörü tercih etmiştim.

Tamam dedi doktor. Dişi kapatmadı, bir pamuk tıkayıp gönderdi.

Soluğu MAKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde aldım. Öncelik tanındı, koltuğa geçtim. “A de bakalım” dediler, “A” dedim. Doktorun maske arkasındaki gözlerinin bir anlığına büyüdüğünü fark edince yine bir korku sardı.

“Neler oluyor kuzum?” derken hoca baklayı ağzından çıkardı:
“Dişinizde pamukla gelmişsiniz.”

Pardon da… sorun mu oluyordu bu?
Hem de nasıl.

Kanal içinde alet kırılmasının olağan bir durum olduğunu, bu gibi hallerde kanalın doldurulup dişin gözlem altına alınması gerektiğini anlattı. Sorun olmazsa, alet içeride kalsa bile kanal tedavili diş kullanılabiliyormuş. Dişim için muhtemelen hızlı ve kesin bir çözüm olarak çekim düşünülmüş. Meftaya pamuk hesabı benim dişe de pamuk koyup göndermiş…

Meğer mesele cihazdan önce niyette, zamandan önce sabırdaymış.

Bu aleti çıkarmak için gerekli cihazın Isparta’da olduğunu söylediler. Geçici dolgu yapıldı ve SDÜ’ye yönlendirildim. Orada da yoğunluk vardı; “Kalıcı dolguyu yapalım, sorun olursa çekeriz” dediler. Bak yine konu çekime geldi… Dişi çektirmek istemiyorum arkadaş, ama mecbur işlemi kabul ettim.

Birkaç hafta içinde sorun çıkma ihtimali vardı, çıkmadı.
“Kurtardık galiba” dedim.

Aradan bir yıl geçti. Takvim Ekim 2025’i gösterdi. Ufak sızılar, küçük kıpırtılar derken korkulan oldu. Bir gün öyle bir ağrı başladı ki anlatamam. Dolgunun altındaki basınçla gelen, ağrı kesici tanımayan bir ağrı.

Doğru MAKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’ne.

Endodonti bölümünde yine aynı hocayla karşılaştık. Daha ben bir şey demeden gülümsedi:
“Pamuk tıkayıp gönderdikleri hasta sizdiniz değil mi?”

Deme hocam öyle … :)

Geçen bir yılda gerekli cihaz alınmış. Teleskop gibi ama dişin derinliklerini mikron seviyesinde gösteren bir sistem. Son derece hassas bir operasyon. Üç seans boyunca uğraştı hoca. Alet çok zor bir yerde kırılmış. Şunu da söylemeden geçmeyeyim: Hocada peygamber sabrı var. Muhammed Ayhan hocam iğne ile kuyu kazdı..

Ben sıkıldım, o bırakmadı.
“Yıkılmayacağız, çekmeyeceğiz, kurtaracağız bu dişi” mottosuyla çalıştı.

Üçüncü seansta, dişin içindeki kırık alet bir kez daha kırıldı.
“Hocam mukadderat” dedim.
“Diş de fani, biz de. Çekelim gitsin.”

Hoca hâlâ çözüm arıyor.

“Dişin yarısını alalım” dedi.

Meğer dişte üç kök varmış. Aletin kırıldığı ve yanındaki küçük kökün bulunduğu taraf kesilip çekilecek, kalan büyük kök üzerine kaplama yapılacakmış. Dişin yarısını doğal bir implant gibi düşünün. İmplant yaptıranlar sürecin ne kadar rahatsızlık verici olduğunu bilirler. Maddi karşılığından bahsetmiyorum bile. Neyse, diş filmini de aşağıda paylaşıyorum; içerideki kırık aleti net şekilde görebilirsiniz.

Başından sonuna nasıl bir operasyon anlatamam. Çılgın ama bir o kadar da incelikli bir iş. Memleketimde insana değer verildiğini anladığım ender anlardan birini yaşadım.

O kısım alındı, kalan bölüme kaplama yapılacak. Protetik diş tedavisi bölümünde Sümeyye Çelik hocamıza yönlendirdiler. 3 boyutlu tarayıcı ile ağız içindeki bütün dişleri bir yazılım arayıcılığı ile modelleyerek sayısallaştırdı. Görmediğimiz işler bunlar. Sonra modeli kazıyıcı dedikler (bir nevi 3 boyutlu yazıcı gibi düşünün ama bu kazıyormuş ) alete yükleyip protez kaplamayı hazırladılar. Protezi koydular ve tam yerine oturdu. Bütün diş hekimlerimizin ellerine, emeklerine sağlık diyeyim.

Ne kadar kullanırım bilmiyorum ama implant aşamasına gelmeden bir çözüm üretildi. Görselini aşağıda paylaşıyorum. Nasıl göz kamaştırıyor değil mi? :)

Üniversitenin “dişi kurtarma” konusundaki hassasiyeti gerçekten takdire değer. Muhammed hoca “işimiz bu” dedi ama bu iş; sabır, emek ve vazgeçmemekle yapılmıştı.

Bazen bir diş kurtulur, bazen güven; bu hikâyede ikisi de kurtuldu.

Hoşçakalın…

mail: selim_kutlu@windowslive.com