BURDUR HABERLERİ

Selim Kutlu yazdı; Bir Tesis mi, Bir Test mi? Çendik’te Asıl Sınav Kent Aklı

Selim Kutlu yazdı; Bir Tesis mi, Bir Test mi? Çendik’te Asıl Sınav Kent Aklı

Merhabalar.

Çendik Motel mevkisinde, Jandarma Vakfı (ki ülkemizin güvenilir, güzide kurumları arasındadır) tarafından yapılması planlanan tesis üzerinden, kentte hararetli tartışmalar yaşanıyor. Aslında tartışmanın kendisi değil, nasıl tartıştığımız daha önemli bir meseleye işaret ediyor. Şehirle ilgili kararlar alırken, yıllar içinde oluşmuş, bazı kemikleşmiş reflekslerimiz var. Bu refleksler çoğu zaman bizi sağduyuya değil, peşin hükümlere sürüklüyor. İzninizle bu durumu biraz irdelemek istiyorum.

2023 Şubat ayında yaşadığımız büyük deprem, doğanın değil; büyük ölçüde vurdumduymazlığımızın, kural tanımazlığımızın ve plansızlığımızın afete dönüşmüş halidir. Bu felaketin ardından ülke genelinde kemerlerimize birer delik daha açtık. Tasarruf tedbirleri devreye alındı, kamu kaynakları ağırlıklı olarak afet bölgesine yönlendirildi. Sonuç olarak, bugün geldiğimiz noktada bütçe kapanın elinde kaldı.

2026 yılı bütçesi açıklandı. Rakamlar bize şunu söylüyor: Devletin sunduğu hizmetlerin çok büyük bir kısmı vergilerimizle finanse ediliyor. Özetle, biz vergimizi veriyoruz ve karşılığında hizmet almayı bekliyoruz. Asıl soru şu:
Bu hizmetler adil, eşit ve ihtiyaca uygun mu dağıtılıyor? Yapılan yatırımlar her yere aynı hassasiyetle mi yapılıyor, yoksa bazı kentler sistematik biçimde geri mi bırakılıyor? Bu sorular, şehirle ilgili her kararın arka planında durmalı.

Yatırım meselesine yalnızca “yapılsın mı, yapılmasın mı?” ikilemi üzerinden bakmak büyük bir eksikliktir. Asıl mesele, nasıl, nereye ve ne için yapıldığıdır.
Bir yatırım, kentin dokusuna ve kimliğine zarar veriyor mu? Kent belleğinde iz bırakmış yapılar, mahalleler ve kamusal alanlar, “yatırım yapıyoruz” gerekçesiyle yok ediliyor mu? Eğer bu soruları sormazsak, çok değil bir nesil sonra; geçmişi, hatırası ve ruhu olmayan zombi kentlere dönüşme riskimiz var.

Yatırım yapılırken gerçekten kamu yararı mı gözetiliyor, yoksa kişi ya da kurumların çıkarları mı ön planda? Süreç şeffaf mı yürütülüyor? Yatırımcı güvenilir mi, referansları sağlam mı? Önerilen yatırım Burdur’da istihdam yaratacak mı? Kente gelen nüfusun yaş, eğitim ve sosyo-ekonomik yapısıyla uyumlu mu?

Daha da somutlaştıralım:
Yatırım yapılacak alanın fiziksel altyapısı yeterli mi? İmar planları bu projeye elverişli mi? Ulaşım olanakları ve lojistik ağlara yakınlık ihtiyacı karşılıyor mu? Çevreye zarar veriyor mu? Kent silüetini bozuyor mu? Tarihi ve doğal dokuya geri dönülmez zararlar veriyor mu? En önemlisi, bu yatırım kentin uzun vadeli vizyonu ve hedefleriyle örtüşüyor mu?

Burada duruyorum. Aslında bir nefeste, belki de biraz özensizce, bir kontrol listesi hazırladım. Oysa bu iş, bireysel kanaatlerle değil; ortak akılla yapılmalı. Kentteki farklı disiplinler bir araya gelerek, şehre yapılacak yatırımları değerlendirecek, hatta puanlayacak bir sistem kurabilir. Kontrol listesi fikrinin ilham kaynağı, 2011 yılında yayımlanan ve dünya çapında çok ses getiren Checklist Manifesto adlı kitaptır. Okumanızı tavsiye ederim.

Eğer kent yatırımları, böyle teknik ve bilimsel bir kontrol listesinden geçirilmeden hayata geçirilirse; bugün yaşadığımız gibi herkesin birbirinin niyetini sorguladığı, dedikodunun bilgiye galip geldiği bir ortam oluşur. Bilimden ve teknikten uzak, kulaktan dolma senaryolar dolaşıma girer. Hayal gücü geniş olanlar türlü senaryolar üretir.

Ne yazık ki bugün elimizde böyle bir teknik protokol yok. Çok disiplinli bir çalışmayla oluşturulabilir ama henüz orada değiliz. Çendik Motel mevkisine yapılması planlanan yatırımla ilgili bu yüzden kesin bir hüküm vermek zor. Bilgi akışı sınırlı, enstrümanlar kısıtlı, sistematik bir değerlendirme zemini yok. Ortak akıl kültürü ise hâlâ yeterince gelişmiş değil.

Buna rağmen, kendi aramızda ve CHP İl Örgütü çatısı altında yapılan istişareler sonucunda, yatırımı temkinli bir iyimserlikle olumlu bulduğumu söyleyebilirim. En büyük çekince, askeri alan gerekçesiyle sivil halkın bu alana erişiminin kısıtlanması ihtimaliydi. Bu konuda önce sözlü, ardından yazılı güvenceler alındı. Buna rağmen toplumda bir güvensizlik hâlâ var. Açık konuşmak gerekirse, bu güvensizliği, ülkede hukuka olan genel bakış açısından tamamen bağımsız değerlendirmek de mümkün değil.

Ancak şunu unutmamak gerekir: Hukuka güvenmediğimiz bir senaryoda, hiçbir yatırım güvenli değildir. Her şey kişilerin inisiyatifine kalır ve bu da bizi çözümsüzlüğe götürür. Kentler, niyetlerle değil; kurallarla korunur.
Kuralsız iyi niyet ise, uzun vadede kente verilen en büyük zarardır.

Hoşçakalın

mail: selim_kutlu@windowslive.co