BURDUR HABERLERİ

Avukat Arabulucu Mahmut Korkmaz 12. Yargı paketi ile ilgili beklentileri sıraladı

Avukat ve Arabulucu Mahmut Korkmaz 12. Yargı paketi düzenlemesi ile ilgili olarak beklentileri Bomba15’e sıraladı. Bir de hazırlanacak yargı paketi ile ilgili değerlendirmede bulunan Korkmaz hem hukukçu olarak hem de vatnadaşın bu konuda ki düşüncelerini aktardı.

Avukat ve Arabulucu Mahmut Korkmaz 12. Yargı paketi düzenlemesi ile ilgili olarak beklentileri Bomba15’e sıraladı. Bir de hazırlanacak yargı paketi ile ilgili değerlendirmede bulunan Korkmaz hem hukukçu olarak hem de vatnadaşın bu konuda ki düşüncelerini aktardı.

VATANDAŞ ADALET BEKLERKEN DOSYALAR NEDEN HÂLÂ BEKLİYOR?

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılan düzenlemeye ilişkin beklenti büyük: Daha hızlı davalar, daha etkin hak arama yolları ve daha güvenilir bir yargı sistemi. Ancak vatandaşın asıl beklentisi yeni başlıklardan değil, adliyede hissedilecek somut sonuçlardan yana.

Türkiye’de her yeni yargı paketi, vatandaşın karşısına büyük hedeflerle çıkıyor. Davaların hızlanacağı, adalete erişimin kolaylaşacağı, mahkemelerin iş yükünün azalacağı ve hukuk sisteminin daha öngörülebilir hâle geleceği ifade ediliyor.

Bu hedeflerin her biri elbette önemlidir. Ancak bir hukukçu olarak benim açımdan asıl ölçüt, düzenlemelerin nasıl anlatıldığı değil, vatandaşın hayatında neyi değiştirdiğidir.

Vatandaşın bugün adliye koridorlarında sorduğu soru son derece basit, fakat bir o kadar da ağırdır:

“Benim davam ne zaman bitecek?”

Bu sorunun cevabı kimi zaman aylarca hazırlanmayan bilirkişi raporlarında, kimi zaman geciken tebligatlarda, kimi zaman da kısa gerekçelerle ertelenen duruşmalarda aranıyor. Bir dava dosyası açıldığında vatandaş yalnızca hukuki bir sürece başlamıyor; aynı zamanda ekonomik ve psikolojik bir bekleyişin içine giriyor.

HIZLI KARAR, TEK BAŞINA HIZLI ADALET DEĞİLDİR

Yargılamaların makul sürede sonuçlanması gerektiği konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Alacağını bekleyen kişi ekonomik plan yapamıyor, miras uyuşmazlığı yaşayan aile taşınmazını kullanamıyor, ceza dosyasında taraf olan kişi ise yıllarca belirsizlik içinde kalabiliyor.

Fakat adaletin hızlandırılması, yalnızca duruşmalar arasındaki sürelerin kısaltılmasıyla sağlanamaz. Hâkim ve personel sayısı artırılmadan, mahkemelerin dosya yükü azaltılmadan, bilirkişi sistemindeki sorunlar çözülmeden ve tebligat süreçleri güçlendirilmeden ve dahi adliye personelinin yüzü güldürülmeden yapılan düzenlemelerin etkisi sınırlı kalacaktır.

Benim kanaatim açıktır: Hızlı karar başka, hızlı adalet başkadır. Vatandaşın ihtiyacı, dosyaların aceleyle kapatılması değil; makul sürede, doğru gerekçeyle ve denetlenebilir biçimde sonuçlandırılmasıdır.

Hukukta haklı olmak kadar, hakkı doğru zamanda ve doğru yöntemle ileri sürmek de zorunludur.

VATANDAŞ ARTIK VAAT DEĞİL, SONUÇ İSTİYOR.

12. Yargı Paketinin ve bundan sonra hazırlanacak tüm yargı reformlarının başarısı, açıklanan hedeflerle değil, vatandaşın adliyede yaşayacağı somut değişikliklerle ölçülmelidir.

Şahsi görüşüm şudur: Türkiye’nin yeni yargı paketlerine ihtiyacı vardır; fakat bundan daha önemlisi, mevcut düzenlemeleri etkili biçimde uygulayan, yeterli personel ve kaynakla desteklenen, vatandaşın sesini duyan bir adalet sistemidir. Mevzuatı kafasına göre uygulayanlara, mevzuatta olmayan şeyleri kendi kanunları haline getirip uygulama böyle diyerek geçiştirenlere fırsat verilmemelidir.

Şu soruların cevabı netleşmelidir;

Duruşmalar gerçekten makul zamanda yapılacak mıdır? Bilirkişi raporları aylarca bekletilmeyecek midir? Kararlar vatandaşın anlayabileceği bir dille ve yeterli gerekçeyle yazılacak mıdır? İcra süreçlerinde vatandaşın bilgiye erişimi güçlendirilecek midir?

Aynı idari binayı kullanan iddia makamı ile karar makamı nasıl hür, özgür ve serbest şekilde görüşebiliyor ise savunma makamı temsilcisi avukatlar da savcı ve hakimler ile hür, özgür ve serbest şekilde görüşüp vatandaşın derdini anlatabilecek midir? Makam odasının kapısına AVUKATLAR İLE ÖZEL GÖRÜŞME YAPILMAZ yazacak kadar cesaretli kişilere dur denilecek midir? Kanunda açık açık yazmasına rağmen keyfi olarak uygulanan vekaletinizi görelim, hele bir talep atın diyerek dosyayı inceleme imkanı avukatlara kısıtlanmaya devam edecek midir?

Sorulacak soru çok lakin demem o ki; bırakın yeni yargı paketleri ile adaleti kolaylaştırmak, hızlandırmak bir yana dursun biz hala yıllardır apaçık ortada olan mevzuatı uygulamayıp kendine has işleyiş geliştiren adliyeler ile cebelleşiyoruz. Yıllardır yürürlükte olan mevzuatları değil de kendilerine has uygulama geliştiren adliyeler de bitecek mi? Ya da her il ve ilçede farklı uygulamalar ve her yiğidin kendi yoğurt yiyişine göre uydurulan işleyiş kuralları nedeniyle her farklı adliyenin kapısından tekrar neyle karşılaşacağını bilmeden ve acemice girmek ve davranmak zorunda kalan vatandaşların avukatların sorunları da bitecek mi?

Lafın özü; şayet bunlar olmayacak ise değil 12. Yargı paketi 12.000 inci yargı paketi de çıksa aynı şeyler konuşulmaya devam edecek.

Vatandaş artık yalnızca reform vaadi değil; zamanında verilen, anlaşılır, güvenilir, adliyeden adliyeye değişmeyen uygulanabilir adalet istiyor.