Akdeniz Üniversitesi'nde Fenilketonüri Hastalığına (PKU) sahip çocuklar ve ailelerine düşük proteinli ürünlerle tarif uygulamaları yapılarak günlük hayata uyarlanabilir beslenme önerileri sunuldu.
Akdeniz Üniversitesi'nde, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın 'Gönüllüyüz Biz' projesi kapsamında desteklenen 'PKU Dostu Mutfak: Düşük Proteinli Beslenme İçin Uygulamalı Eğitim Projesi' gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Doç. Dr. Adem Arman öncülüğünde düzenlenen etkinlikte, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri ile Çocuk Metabolizma Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Ergül Bozacı'nın katkılarıyla Fenilketonüri Hastalığına (PKU) sahip çocuklar ve ailelerine yönelik uygulamalı mutfak atölyesi yapıldı.
Güvenli mutfak uygulamaları
Gastronomi Bölümü uygulama mutfaklarında gerçekleştirilen atölyede, düşük proteinli ürünler kullanılarak pasta ve hamburger yapımı uygulamalı olarak gösterildi. Etkinlik boyunca katılımcılara, düşük proteinli beslenmenin günlük hayatta nasıl uygulanabileceği, ürün seçimi, pişirme teknikleri ve güvenli mutfak uygulamaları hakkında bilgi verildi.
Gastronomi öğrencileri gönüllü görev aldı
Atölye çalışmasına, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Toplumsal Duyarlılık ve Katkı Projeleri Koordinatörü Prof. Dr. Gül Coşkun Değirmen ve Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başmüdürü Hatice Yavuz Yüce de katılarak destek verdi.
Etkinlikte gönüllü olarak görev alan Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri, Gamze Nur Sayıcı, Atakan Kalkan, Berat Aslan, Ahmet Kıraç, Nazar Yerlikaya, Nilsu Akgün, Mehmet Polat Balcı, Sahra Nisa Başhan, Yusufcan Aydar, Selman Arslan, Ahmet Melih Nari, Ceren Yağcı, Osman Ali Kuzgun, Nehir Narin, Efe Erol, Perihan Canbolat, Ezra Zin Küçükbayrak ve Eren Yemişken, uygulamalı eğitim sürecine aktif katkı sundu.
PKU'da erken tanı ve takip vurgusu
Toplumsal katkının güzel bir örneğinin sunulduğuna dikkat çeken Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, 'Bugün burada üniversitemizde toplumsal katkının güzel örneklerinden birini sunuyoruz. Fenilketonüri Hastalığı, erken dönemde topuk kanı ile tanı alındığında çocukların tamamen normal bir hayat süren, tanı aşamasından sonra diyetine dikkat eden tamamen normal giden bir sürece girmiş oluyor. Eğer aileler, erken dönemde topuk kanı baktırmayıp bu çocuklarımıza tanı konulamazsa maalesef bu çocuklar engelli bireyler oluyor. Bu kadar basit bir önlem, bu kadar basit bir tanıyla çocuklarımızı tamamen normal bir hayata kavuşturmuş oluyoruz. Bu konuda takibi de Türkiye'nin, Akdeniz'in, Antalya'nın referans merkezlerinden birisi olan Çocuk Metabolizma Bilim Dalımız yapıyor. Gastronomi bölümünün iş birliği ile burada anne babalara, çocuklarımızın yiyebilecekleri yiyecekleri atölye eşliğinde yapıyorlar' dedi.
'Ailelerin bilinçlenmesi önemli'
Bu süreçte ailelerin bilinçlenmesinin önemli olduğuna vurgu yapan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, 'Burada Tıp Fakültesi ve Gastronomi Bölümü ortak iş birliği içerisinde toplum sağlığı açısından çok önemli bir konu üzerinde Pediatri Anabilim Dalı öğretim üyemiz ile birlikte bir mutfak yapıyoruz. Fenilketonüri önemli bir hastalık çünkü korunması olan bir hastalık. Bu süreç içerisinde eğer gerekli önlemler alınırsa sağlıkla hayatlarına devam ettirebiliyorlar. Ailelerin bilinçli seçim yapması, bilinçlenmesi önemli' diye konuştu.
'Bir damla topuk kanıyla teşhis'
Bir damla topuk konıyla hastalığın teşhis edildiğini belirten Akdeniz Üniversitesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı Çocuk Metabolizma Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Ergül Bozacı, 'Bir damla topuk kanıyla, sağlanabilen Fenilketonüri Hastalığının mutfak atölyesini düzenledik. Fenilketonüri Hastalığı, gıdalarla aldığımız proteinleri doğumdan itibaren parçalayamıyor ve fenilalanin kanda birikip beyinde olumsuz sonuçlara neden oluyor. Çocuklarımızın maalesef beyninde tedavi edilmezse eğer ciddi engellilik oluşturabilen arızalar meydana geliyor. Bu hastalık, bir damla topuk kanıyla erken dönemde tanınıp tedavisi mükemmel şekilde gerçekleştirilebiliyor. Tedavi tamamen diyet tedavisi ve bazen bazı ilaçlar kullanılabiliyor. Diyet tedavisi ile bu tedaviye uygun ürünlerle meydana getirilen yaş pasta, hamburger gibi ürünleri çocuklarına tükettirebiliyorlar. Çocuklarımız tedavi ile birlikte tamamen normal zekaya sahip oluyorlar. İleride doktor, mühendis olabilecek kadar zeki çocuklar olabiliyorlar' dedi.
'Proteinli ürün tüketemiyorlar'
Bu hastalığa sahip olan çocukların beslenme düzeninden bahseden Doç. Dr. Bozacı, 'Bu çocuklarımız tüm proteinli ürünleri tüketemiyorlar. Normal yumurta, balık, tavuk, normal undan yapılmış ekmekler, kuru bakliyatlar, bunların hiçbirisini maalesef tüketemiyorlar. Hepsinde ölçülü davranmaları gerekiyor. Sebzeler genellikle miktarları hesaplandığı zaman daha tüketime uygun. Biz bunlara bir önceki atölyemizde hamburger yaptık ve tamamen sebzeden. Etten farkının anlaşılmadığı bir köfte yaparak, düşük proteinli ekmeklerini ürettik. Bugün de yaş pastalarını yapıyoruz. Düşük proteinli bir kek ile üzerine tamamen düşük proteinli krema ile ailelerin pasta yapmasını sağladık. Doğum günlerinde çocuklarımızın da normal olmasını ve normal hissetmesini sağlamak istedik.' şeklinde konuştu.
Torunu için atölyeye katıldı
Torunu için atölyeye katılan Gülsen Güvenç, 'Torunum 10 yaşında. Çok mutluyum. Ona bir şey yaptığım, sevdirebildiğim ve yedirebildiğim için mutluyum' ifadelerini kullandı.
Atölye çalışması, yapılan pastalar ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.