Burdur’un Gölhisar ilçesinde bulunan ve “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Kibyra Antik Kenti, Roma döneminden günümüze ulaşan görkemli yapılarıyla dikkat çekiyor. Kentin en çarpıcı eserlerinden biri ise yaklaşık 2 bin yıldır Odeion’un orkestra zemininden ziyaretçilere bakan Medusa tasviri.
İlk bakışta mozaik görünümü veren Medusa, aslında klasik mozaiklerden farklı bir teknikle yapıldı. Beyaz, kırmızı, mor ve gri tonlarındaki mermer levhalar milimetrik hassasiyetle kesilerek yan yana getirildi. Antik dönemde “opus sectile” olarak adlandırılan bu teknikle oluşturulan eser, boyutu, renkleri ve işçiliğiyle Kibyra’nın en önemli simgelerinden biri haline geldi.
MEDUSA 3 BİN KİŞİLİK ODEION’UN ZEMİNİNDE
Medusa tasviri, Kibyra’nın yaklaşık 3 bin kişi kapasiteli Odeion’unda bulunuyor. Antik dönemde müzik, toplantı ve meclis faaliyetleri için kullanılan yapının, üzeri çatıyla kapatılmış antik yapıların en büyük örneklerinden biri olduğu belirtiliyor.
Odeion’un orkestra bölümünün tam merkezinde bulunan Medusa, yapıya girenleri yaklaşık iki bin yıl öncesinden gelen etkileyici bakışlarıyla karşılıyor.
YÜZDE 95’İ ORİJİNAL OLARAK GÜNÜMÜZE ULAŞTI
Kibyra’daki Medusa eserinin yaklaşık yüzde 95 oranında orijinal haliyle korunarak günümüze ulaştığı ifade ediliyor. Bu nedenle eser, özellikle sert kış şartları ve don olaylarına karşı büyük bir hassasiyetle korunuyor.
Medusa, her yıl Kasım ayı sonunda uzman ekipler tarafından özel koruyucu katmanlarla kapatılıyor. Kış mevsiminin ardından ise genellikle Nisan ayında yeniden ziyarete açılıyor.
KÖTÜLÜĞÜ UZAKLAŞTIRDIĞINA İNANILIYORDU
Yunan mitolojisinde Medusa, saçları yılanlardan oluşan ve gözlerinin içine bakanları taşa çevirdiğine inanılan mitolojik bir varlık olarak anlatılıyor.
Antik dünyada Medusa figürü yalnızca korkunun değil, aynı zamanda kötülüklerden korunmanın da sembolüydü. Bu nedenle Medusa tasvirleri birçok önemli yapıda koruyucu bir unsur olarak kullanılıyordu.
Kibyra’daki Medusa’nın da Odeion’u kötülüklerden ve düşmanlardan koruyan sembolik bir muhafız olarak tasarlandığı değerlendiriliyor.
“GLADYATÖRLER ŞEHRİ” KİBYRA
Likya, Pisidya, Karya ve Frigya kültür bölgelerinin kesişim noktasında bulunan Kibyra, Roma döneminin önemli kentlerinden biri olarak biliniyor.
Antik kentteki büyük stadyum ve gladyatör kültürüne ilişkin bulgular nedeniyle Kibyra, günümüzde “Gladyatörler Şehri” adıyla da tanınıyor. Kent, aynı zamanda savaşçı kimliği ve hızlı koşan atlarıyla antik kaynaklarda dikkat çeken yerleşimler arasında yer alıyor.
Antik coğrafyacı Strabon da Kibyralıların kökenleri ve savaşçı özelliklerine ilişkin bilgiler aktarıyor.
KİBYRA’NIN EFSANELERİ MİDAS’A KADAR UZANIYOR
Bölgedeki bazı sözlü anlatılarda Kibyra’nın zenginliği, Frigya’nın efsanevi hükümdarı Kral Midas ile de ilişkilendiriliyor. Dokunduğu her şeyi altına çevirdiğine inanılan Midas’ın bereketinin bölgedeki zenginlik ve madenlerle bağdaştırıldığı çeşitli halk anlatıları bulunuyor.
Ancak bu anlatılar arkeolojik bir gerçeklikten ziyade mitolojik ve sözlü kültüre dayanan efsaneler olarak aktarılıyor.
STADYUMU, ÇEŞMESİ VE MEDUSA’SIYLA ÖNE ÇIKIYOR
Kibyra bugün yalnızca Medusa’sıyla değil, Türkiye’nin iyi korunmuş antik stadyumlarından biri, anıtsal yapıları ve restorasyonun ardından yeniden suya kavuşturulan yaklaşık 2 bin yıllık anıtsal çeşmesiyle de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Binlerce yıl önce gladyatörlerin mücadele ettiği, savaş atlarının yetiştirildiği ve binlerce kişinin toplandığı kentte, Medusa’nın renkli mermerlerden yapılmış yüzü yaklaşık 2 bin yıl sonra hâlâ aynı noktadan ziyaretçilerine bakmayı sürdürüyor.