22 Eylül 2020 Salı

CHP Burdur Merkez İlçe Başkanı Serkan Şimşek'ten Adalet ve Demokrasi Vurgusu

CHP Burdur Merkez İlçe Başkanı Serkan Şimşek'ten Adalet ve Demokrasi Vurgusu

,

24 Ocak 2020 Cuma 15:23 SİYASET

CHP Burdur Merkez İlçe Başkanlığı Adalet ve Demokrasi Haftası etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikler kapsamında Burdur Cumhuriyet Meydanında Uğur Mumcu'yu anma günü düzenlendi. Etkinliğe Burdur Belediye Başkan Yardımcısı Ali Say, CHP Burdur İl Başkanı İzzet Akbulut,  CHP Merkez İlçe Başkanı Serkan Şimşek ile çok sayıda partili katıldı.

Hayatın özgürlük, demokrasi ve tam bağımsızlık ilkelerine adayan tüm aydınlarımızı rahmetle anıyoruz diyen Başkan Serkan Şimşek, "Bu sene 27. düzenlenecek olan “Adalet ve Demokrasi Haftası” 24 Ocak 1993’te yitirdiğimiz Uğur Mumcu’yu ve 31 Ocak 1990’da yitirdiğimiz Prof. Dr. Muammer Aksoy’u ve tüm aydınlarımızı anmak; temsil ettikleri, savundukları değerleri yaşatmak amacıyla her yıl 24-31 Ocak günleri arasında düzenlenmektedir" dedi.

Şimşek yaptığı konuşmada şunlara yer verdi;

Saygı, Sevgi ve Özlemle Anıyoruz...

“İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın. Bunun içindir ki, bizleri susturmak için türlü yollara başvururlar… Evet yazacağız, susmayacağız. Bütün yolsuzlukları, kaçakçılıkları, pislikleri, cinayetleri tek tek sergileyeceğiz.”

Bu sözlerin sahibi Uğur Mumcu’yu 24 Ocak 1993 günü, Ankara’nın sisli ve kirli bir sabahında aracına konan hain bir bomba sonucu kaybettik. Uğur Mumcu halkçılık ilkesini gerçek anlamda benimsemiş Cumhuriyetçi ve Atatürkçü bir insandı. Memur olan babası gibi halktan, halkın içinden gelen biriydi. IMF, NATO, AB gibi emperyalizmin silahlı, silahsız bütün işgal oluşumlarının karşısında dururdu. Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi Araştırmacı Gazetecilerinden biri olan Mumcu, son yılında yazılarının üçte ikisini PKK terör örgütüne ve Kürt Sorununa, yaklaşık üçte birini de Amerikan emperyalizmine ayırmıştı. 

                                                

Bugünün yandaş medyası ve sözde gazetecileri sahiplerinden aldıkları paralarla geçinirken o yılmadan, usanmadan direniyordu. Anadolu topraklarının yetiştirdiği belki de en yiğit gazeteciydi ve O`nun gazeteci tanımında “gazeteci vatanını sevmeli ve halkı için yazmalı”ydı. “Yılmadan, korkmadan cinayet şebekelerinin üstüne var gücüyle gidiyordu. Toplumun bilmesi gereken ne varsa tek tek aydınlatıyordu. Aradan geçen 27 sene sonunda cinayeti azmettirilenlerin bile ortaya çıkarılamamasını bir demokrasi ayıbı olarak düşünüyoruz.


Adalet nedir? Demokrasi nedir?

 

Bu iki kavram birbirinin içine geçmiştir ve biri olmadan diğeri var olamaz.

 

Dünyada herkesin bildiği bir gerçek vardır.  O da şudur ki, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmezi, kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Kuvvetler ayrılığı yasama, yürütme ve yargı erklerinden oluşmaktadır. Burada yargının asla vazgeçilmezi de bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır. Eğer bir ülkede yargı bağımsız değilse, o ülkenin adalet dağıtma iddiası olamaz. Hükûmetin, özellikle tek adam rejiminin ortaya çıkışından itibaren yargıyı bir şekilde siyasallaştırdığını ve bunun Türkiye’deki adalet sisteminin dengelerini bozduğunu hepimiz biliyoruz.

 

Oysa üç aşağı beş yukarı tüm toplumun adalet sisteminden beklediği az çok bellidir. Kimsenin kimliğine bakılmadan herkese eşit muamele edilmesi ve hiçbir makam ve mevkiden talimat almadan hareket edilmesi yani tarafsız ve bağımsız bir unsur olması tüm toplumun beklentisidir. Yine yargının etkin ve çağdaş olması, hızlı karar alması ve evrensel hukuk normlarına uyumlu olması günümüzde son derece önem kazanmıştır.

 

Demokrasi ise insanların istediği gibi düşünebildiği ve bunları barışçı yollarla ifade edebildiği rejimin adıdır. Basın üzerindeki baskılar, Türkiye’de gerçek bir demokrasinin kök salması önündeki en büyük engeldir. Ancak özgür bir basın varsa o ülkede gerçek bir demokrasiden bahsedilebilir. Anayasamızda da tanımlanan, düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı da demokrasilerin vazgeçilmez ilkeleri arasında bulunmaktadır. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazıdır.

 

Son olarak belirtmek isterim ki, evrensel gazetecilik normlarına göre basın özgürlüğünün bulunmadığı ülkeler arasında yer alan Türkiye’de, Uğur Mumcu gibi araştırmacı gazetecilere duyulan ihtiyacın ne denli arttığını bir kez daha görüyoruz.


Bu duygu ve düşüncelerle Hayatını halkının bağımsızlığı için feda eden Uğur Mumcu’yu ölümünün 27. yılında sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz…

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

VOLKAN MENGİ NEDEN İTİRAZ ETTİKLERİNİ VE DESTEK ŞARTLARINI SIRALADI...

VOLKAN MENGİ NEDEN İTİRAZ ETTİKLERİNİ VE DESTEK ŞARTLARINI SIRALADI...